Kutlu peygamberin kutlu görevi: Risalet! Bu kutlu görevin temeli müjdelemek ve uyarmaktır. 14 asır önce teşrif etmiş ama nuru daha külli şey'in yaratılmışlığından önce parıldayan bir peygamberin görevidir. Uyarmak ve müjdelemek; kâlu bela'da söz vermiştir. Risalet gemisinin yürüyeceğine dair söz vermiştir.Yaratanın yaratılmışlara olan sevgisini tezahürünü göstermektir ve Rahman'ın rahmanlığının nasıl olduğunu gözler önüne sermektir. Uyarmak ve müjdelemek. Tıpkı Habibullah gibi!
''Ey peygamber, biz seni hem bir şahit hem bir uyarıcı hem de bir müjdeleyici olarak gönderdik''.(Ahzap 45) ayeti asırlar öncesinde yapılan ve devamı olacak olan görevin bir habercisidir. Önce alemlere rahmet olarak gönderilen, sonra uyarıcı ve müjdeleyici görevleri verilen peygamberin kutlu görevini haber vermektedir. Azgınlığın ,küfrün, şirkin ve her türlü çirkinliğin baş gösterdiği zamanda nuru dalga dalga etrafa yayılan tertemiz bir insan! Davasından başka bir şey düşünmeyen nur yüzlü bir peygamber! Görevlerinden biride uyarmak ve müjdelemek! Tek başınaydı ama yalnız değildi. En büyük destekçisi Rabbiydi ve kâinat arkasında usul usul.
O (s.a.v) görevini öyle bir kâmillikte ifa etti ki; sesi dalga dalga asırlara çarptı ve bu çarpış bize kadar ulaşarak yüzümüzü okşayan ılık bir rüzgâr oldu. Bu rüzgâr bize ''Allah'ım ben bu insanları nasıl düzeltebilirim'' kaygısını taşıyan bir peygamberin cümlelerini fısıldadı. Ve biz asırlar sonra anladık ki bu kutlu peygamber bir Rahmet ve bir uyarıcı olarak gönderildi.
Uyarmak! Tıpkı Efendimiz gibi! O çağrısını öyle bir yaptı ki hamiliğin en üst derecesinden insanlara seslendi. Fırtınalı bir rüzgâr gibi değil ılık bir yaz yağmuru gibi serinletti bizi hırçın bir dalga gibi değil, durgun bir su gibi haykırdı bize. Ve şimşek olup seli, fırtınayı haber vermedi. Yağmurun bereketi olup güneş oldu doğdu üstümüze.
Karanlık her tarafta hüküm sürerken kâinat dua eder güneşin bir an önce doğması için usul usul beklerler. Güneş tüm heybetiyle doğar ve aydınlanır tüm kâinat. İşte güller güzeli Efendimizde öyle doğdu üstümüze. Öyle bir doğdu ki; nuru tüm kâinatı sardı. Uyarma görevini en güzel şekilde yapmış bir kul bir komşu bir baba bir arkadaş ve bir peygamber olarak parıldayacaktır nuru!
Ona çok ağır geldi yaptığım günahlar ve hep sıkıntı duydu bu sebepten. Bir Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v)'ın elinden gelenin en iyisini yaptı ve başardı. Her nefes alışında her adım atışında uyarırdı. Efendimizin sesinin asırlar sonrasında bile duyulduğunu görüyorum da içimde şöyle geçiriyorum: ''Ey güller sultanı her şeyin gibi bu görevinle de kazandın Rabbinin rızasını.”
“Biz seni ancak bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik” ( Furkan 56) ayeti kerimesinde Efendimizin diğer bir görevi olan mübeşşirlik yani müjdeleyici görevini bizlere haber vermektedir. Resul öyle bir Resuldü ki kendisi apaçık bir müjdeydi. O kâinatın yaşadığı ama ilk ve son yaşanırlığı olan bir müjdeydi. Rahman'ın Rahmanlığının bir göstergesi olarak bizlere nasip ettiği bir müjde!
Kendisi bir müjdeydi ve müjdelemekle görevliydi. Ne yapmışlarsa gelmeleri suretiyle af olacaklarını müjdeledi. Öyle bir müjdeci ki; sayısız günah işleyen kimse gönlü rahat başını secdeye koydu öyle bir müjdeledi ki yapraklar, ağaçlar, kuş tüm kâinat yaratılmışlardan ötürü şükrettiler. Zalimin zulmünün yanında kalmayacağını müjdeledi. Tarih boyunca hep zalimlikleri üstünde, yaşayanları, Rabbimizin Kahhâr sıfatıyla bunu onların yanına koymayacağını müjdeledi ve öyle bir müjdeleyici oldu ki din uğruna ölmek bir nimet, dünyadayken sıkıntı çekmeyi bir ganimet olarak gösterdi. Şimdi ben bu müjdeleyiciden nasibini almış kâinata soruyorum: “Yaratılmışlığından beri kaç kez gördü böyle bir peygamberi?''
Onun gibi bir uyarıcı ve bir müjdeleyici olmak! Dünyanın kâfire cennet, mümine zindan olduğunu anlatmaktır! Sümeyyelere, Yasirlere, küfre dönmemeleri için önce uyarmak sonra şahit olup, Rab rızasını kazanılacağını müjdelemektir. Açlıktan karınlarına taş bağlamış Müslüman kardeşleri, cennet nimetleri ile müjdelemektir. Yüreğinden bir kötülük geçse ama onu yapamazsan günahın olmadığını, ama kötülük yerine bir iyilik geçerse onu yapamazsan sevabın olduğunu anlatmaktır. Uyarmak ve müjdelemek Allah'ın Rahman ve kahhar sıfatlarını anlatmaktır. Tıpkı Efendimiz gibi!
Rahman'ın bir kulu, Onun (s.a.v)da bir ümmeti olarak güller güzelinden kalan peygamber görevini ifa etmek sırası şimdide bizde. Sıfatı müstakim ölçüsü içinde yapmalı bu görevi ve Rabbimizin rızasının, Efendimizin şefaatini haber vermeliyiz. Her şey Rahman'ın rızasını kazanmak için olmalı tıpkı efendimiz gibi efendimizin yaşam ve merhalelerinden bizleri nasipdâr kılmış ve böylesi bir uyarıcı ve müjdeleyici göndererek merhametini müjdeleyen Allah hayırsız ve hikmetsiz hiçbir iş yapmaz. Babamızı John değil de Ahmet, annemizi Helen değil de Ayşe olarak yaratan Rabbimiz, Müslüman oluşumuzdan beklentisi vardır. Bizler Müslümanlığımızın hakkını vererek peygamber görevini sürdürmeliyiz. Her şeyi Rahman'ın rızasına kavuşmak için yapmalıyız. Tıpkı Efendimiz gibi! Ve tıpkı Efendimiz gibi haydi uyarmaya ve müjdelemeye.