Beşirim; insanların en güzelisin inci inci ve en güzel inci koydum senin adını. Tebessüm dolu dudaklarından müjdeler dökülür her daim. Kundaktaki bebeklere, beli bükülmüş yaşlılara, mazlumlara, yetim ve öksüzlere, gözyaşı dökerek dua edenlere…
Beşirim; sen gül bahçesi, gül mevsimisin. Hiç solmayan hiç kurumayan… Çağlar boyu yemyeşil capcanlı… En derinden gönüllere sevgi damıtan, aydınlığa çağıran, dikenleri bile güle çeviren sultansın, cansın. Sevda sensin ki sevda senden alır rengini. Sen olmazsan şiirler beş para etmez, şairler şiir yazamaz. Çağların umudu bizimde biricik ve tek umudumuzsun. Yürekleri arındırırsın kapkara kirlerden, günahlardan, şirklerden. Irmaklar senden alır berraklığını. Güneş muhabbetinle ısıtır koskoca dünyayı. Ay ve yıldızlar sevginle aydınlatırlar cihanı.
Beşirim; söz yokken sen vardın. Âdem atamız gözlerini açar açmaz ilkin senin adını gördü göklerde. Öğrendi, ezberledi, gülümsedi. Çünkü sen âlemlerin peygamberi, güzel Allah’a çağıran insanlığın ufkuna doğmuş hidayet rehberisin.
Nezirim; ömrümüzün bütün boşluklarını dolduran sensin. Yoksa sana dair bir söz edemezdim. Günahlara karşı kendimi tutamazdım. Tövbe etmeyi gözyaşı dökmeyi ki gözyaşının yıkayarak yaktığını, yakaraktan yıkayıp temizlediğini öğrettin. Eğer sen olmasaydın, nezir adınla uyarmasaydın günahlar batağında helak olup gidecektik, yırtıcı hayvanlar gibi birbirimizi yiyecektik.
Nezirim; sende ağladın. Hem de çok… Öyle ki akan gözyaşların yanı başında uyuyan Aişe annemizi rahatsız edip uykudan uyandırdı. Ama senin gözyaşların günahlardan değil aksine daha fazla şükretme gayretindendi. Ne büyüksün nezirim, ne kutlusun beşirim! Katran gecelerde umutlara can verensin sen. Esarette kalmış günahlara banmış bedenlere sabahlara dek ümit ışığısın. Zira hem nezir hem beşirsin. Uyarmak ve müjdelemek görevindi. Bu görevi en iyi yapan kişi de sensin. Gel, ey hayatımızın baharı. Gel, kurtar bizi yabancı gölgelerden. Tutuşsun hücrelerimiz ve dökülsün bizden yalancı duygularımız. İçimizdeki vesveseleri gül kokulu nefesinle yok et.
Nezirim; kötülüklerin oluk oluk aktığı bir zamanda gelişin mutluluk çağı oldu. Çünkü varlıkların en şereflisi en güzelisin ve müjdelerin uyarılarınla güneş gibi doğdun yeryüzünün ufuklarına. Gönüllerden kini nefreti düşmanlıkları kaldırdın. Sevgi merhamet iyilik tohumları ektin. Diri diri evladını toprağa gömen vahşi bir Ömer’den devlet başkanlığında bile sırtında fakirlere aş taşıyan adil, Faruk bir Ömer çıkardın. Ne yüce insan ne büyük öğretmensin sen!
Gel ey beşirim, gel ey nezirim! Bir alev gibi yak ruhumuzu, arındır kirlerimizi. Vahşiliğimiz caniliğimiz son bulsun. Zira nurun olmazsa kim arındırabilir bu halimizi?
Ey beşirim; en doğru hayat en güzel hayat senin. Çünkü rahman senden hoşnut ve razı… Sevgilim dedi sana. Sevgili oldun bana, bize. Beşirim kimse senin kadar çocukları hele kız çocuklarını sevemez. Hümanistler, hayvanseverler, çevreseverler imkânı yok senin tozuna erişemezler. Sen bir ummansın. Derinliklerinde volkan misali sevgiler fışkırır. En nazlı en anlamlı tebessümler senin dudaklarında. Bazen düşünüyorum hayaller kuruyorum; rüyamda beşirim seni görsem ve ruhumdaki bütün nefretleri kinleri düşmanlıkları yok edip gül yüzünle gül kokan sözcüklerinle doldurup mutlu düşlere dalıp dalıp gitsem öteler ötesine.
Nezirim; kupkuru çöllere düşen yağmursun sen sağnak sağnak.Dünyamızı saran fitne ateşlerini söndürecek olan sensin.Beşirim çünkü sen şefkat diliyle konuşunca zulüm ve düşmanlıkların dili tutulur.Yıkmaya yakmaya odaklanmış ruhların da eli kolu bağlanır.Her kelimen sevinç,ümit ve gönülleri okşayan bir meltemdir.Nitekim Vahşi gibileri bu umutlu sözcüklerinle dirildiler..
Ey meleklerin konduğu, vahyin ayet ayet indiği, her gün Kur’an nağmelerini terennüm eden beşir ve nezir yüreğine çiçeklerin adedince salât ve selamlar olsun efendim.