Ne çok çıkmaz içindeyiz, ne büyük buhranlarla boğuşuyoruz insanlık olarak günümüz asrında. Kemikleşmiş, ahtapotlaşmış terör örgütleriyle amansız mücadele, başını alıp giden işsizliğe çare bulma krizleri, arı-duru bir şekilde menfaatleşmiş ilişkiler(!), kendi zenginliğini katmerlemeye çalışan hodgam güruh, haritada gözüne kestirdiği yere tüneyen leş kargaları, nezaketten, gerçek medeniyetten uzaklaştıkça “ne oldum”a dönen alış-veriş çılgınları, gün geçtikçe artan ana-baba katilleri, eziyet gören “cennetin ayakları altında olduğu” anneler, namütesettir genç kızlar, aldatılan, haksızlığa mâruz kalan mâsum halk, ruhların DİNginleştiği dinden uzaklaştıkça çıkmaza saplanan insanoğlu, insankızı.. Küresel kriz, küresel iflas, küresel ağlar (www), küresel ısınma, küresel çıldırma, küresel oynatma vs. vs... Misalleri çoğaltmak mümkün. Dünyanın dönme hızıyla orantılı olarak başı döndükçe dönen varlık âlemi ve diğer yanda eşref-i mahlukat olan ademoğlu…
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta,
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.
Fevza bütün âfâkını sarmıştı zeminin..
Bir mahkeme salonunda itirazları, sunumları, dilekçeleri yahut farklı düşünceleri beğenmeyen hâzirûn, kendi aralarında fısıldaşmaya, eleştiri ve tartışma yapmaya başlar ya hani? Tam o esnada bütün seslerin üstüne çıkacak şiddette ve herkesi hayrete düşürecek bir tonla yüksek ses duyulur ; evet, hakim gonga vurmuştur. Herkes kendi homurtusunu kesip büyük bir şaşkınlık ve dikkatle, sesin geldiği yöne refleks olarak dönüp merakla bakar. Artık “ karar” verilmiştir, yani son sözü söyleme vakti gelmiştir. Her yetkilinin üzerinde bir etkili ve salâhiyet sahibi olduğunu hatırlatan bu gong, gaflettekiler uyandırmış, bir tokat gibi mâkes bulmuştur. Karar, bazılarını rahatsız etse de, kendilerine ağır gelse de, zor hükümler içerse de uymak mecbûridir, kabul etmek keyfe bırakılmamıştır. İtiraz veya edepsizlik eden, muhalif davranan, anında salon dışında bulur kendini. Söz söylenmiş, karar verilmiş, imza kurumuştur.
O makamda oturan bir hakime böyle itaat mecburiyeti varken, kâinatın kural koyucusuna uymamak, itiraz etmek, işine geldiği gibi davranmak da neyin nesi Allah aşkına? Hep bu misali ve sorunun cevabını düşünmüşümdür.
Ya O’nun sevgilisi –aleyhisselam- için ne demeli? Teşrifiyle, bayıltan renkleriyle, Mesih nefesiyle, gönüllere inşirah zerk eden haliyle, tavrıyla biz insanlara en doğruyu en güzeli sunma savaşında değil miydi ömrü boyunca.? “Yaşlılarınız beni reddederken gençleriniz tasdik etti” sözüyle hafif sitemkâr davranmış, gençlerin yanık yürekli olanlarının mukabilinde cenneti kendilerine müştak edebileceğini vurgulamıştır.
Şefkati, tevazuu, engin görüşlülüğü, üstün zekasıyla, adaleti, yaratılmış her şeye olan nihayetsiz sevgisiyle, bağışlayıcılığıyla, cömertliği, hilm ve başarılı idareciliğiyle çağları kendine hayran bırakan İki Cihan Önderi’nin aramızda olmayışı, yetimliğimizin en büyük resmidir.
Evrensel ve tek çağrının aziz elçisi, gönüllerimizi çölden göle çeviren, varlığımızı varlığına borçlu olduğumuz gül Nebî –sallallahü aleyhi vesellem-in kâinatı şereflendirişinin yıldönümünü yaşadığımız bu kutlu doğum, nice kutlu doğuşları beraberinde getirsin duasındayım.
Önce kul sonra rasûl olan bu Efendiler Efendisi(as)’ın hayatımıza ışık tutması için perdeyi hafifçe aralamamız gerekiyor dostlar. Tanımak, anlamak sonra yaşamak... Ne çok muhtacız onun diriltici nefesine. Çatışmalar, çıkarlar, kavgalar, ihanetler, hoyratlıklar, ezilmeler ve nihayetinde yok olup gitmelerle sürüklendiğimiz günün akışı, ancak O’nun –aleyhisselam-diriltici nasihatleri, öğüt verici bilgeliği ve yaşayışındaki sadelikle berraklaşacaktır..
Şanlı ecdâdımızdan aldığımız güç, parlak geçmişimizin bize tutacağı ışık huzmesi, Asr-ı Saadet’in göz kamaştırıcı ihtişamına olan hayranlığımızı artıracaktır. Biiznillah..
Güdükleşen ruhlarımızı budamak, taşlaşan yüreklerimizi hamurlaştırmak, nasırlaşan kalp gözlerimizi ferah-fezâ iklimlere taşımak ancak Allah’ın kopmayan ipine yani Kur’an-ı Azîmü’şşan’ın kurtarıcı davetine icabet ile olur azizim . Yine bir baharla yeni kutlu doğuşlar bizim hamlemizi bekliyor. Bembeyaz bir güvercinin sonsuz maviliklere süzülüşü gibi dupduru ve taptaze iklimlere yol almanız temennilerimle..
Hayra karşı…