Gece kör edici bir karanlık
Bir ışık doldu odama anlık
Dedim nedir bu
Sus dedi biri elinde su
Sen kimsin diye sordum
Kalbim fırlayacak diye korktum
Tuttu kolumdan kaldırdı beni
Tuttu kolumdan beyazdı bedeni
Uçtuk beraber başka diyarlara
Hayran kaldım gördüğüm manzaralara
İndik bir yere yemyeşil
Aldı beni benden bende ona meyil
Uzattı bana suyu
İç dedi ab-ı hayat bu
İçtim kana kana
Dedi bu armağandır sana
Dudaklarım ayrıldı sudan
Baktım elimde kuran
Uçtuk gittik bilinmeyen yere
Ortalıkta yoktu ne bir dağ nede dere
Sadece sıra sıra taş
Ve çıkıyordu bedenler yavaş yavaş
Anladım o an bunu
Üflemişti İsrafil suru
Gök yarıldı açıldı kainat
Artık yoktu son ve memat
Olduk hepimiz saf saf
Kimine Cennet Cehennem düşer kimine araf
Düştük uzun bir yola
Önümde uzun köprü anladım yakınız sırata
Açıldı defterim okundu günahlar bir bir
Dediler Sen hele şu cehenneme bir gir
Girdim bin pişman boynumda pranga
Gözüm oydu siyah bir karga
Baktım gitmiş benim arkadaş
Kalbimde derin sızı gözümde yaş
Uyandım odam karanlık
Neye yarar krallık sultanlık
Doğruldum baktım yanımda su
Yitirdim kendimi kayboldu beş duyu
Uzandım içtim sudan
Duvarda unutulmuş duruyor kuran