Güzeller güzeli, tüm insanlığa örnek olacak en üstün ahlak sahibi, Ey Nebî!
Şuan kimleri örnek seçiyoruz kendimize hiç düşündük mü? Kimin hareketlerini, kimin konuşmasını, kimin gülüşünü, en önemlisi de kimin ahlakını seçtik kendimize... Sen dururken Ya Rasul kimler yön verdi hayatımıza... Edebin, hayan, sünnetin dururken nelerle uğraştık Gül kokulu...
Falanca şöyle giyiniyor, filanca böyle konuşuyor diye kişiliksiz bir kişiliğe büründük onları örnek alarak... Senin yaşantın dururken neden onların yaşantısı gündemimizi daha çok ilgilendirdi? Bulamıyorum bu soruların cevaplarını Gül kokulu Sultan!
Nasıl bir ahlakın vardı Senin? Nasıl bir ahlak vardı Kur'an'da?
Aslında herşeyin bir başkaydı Ey Nebî... Musavvir (yarattığı mahluklara istediği suret, şekil ve sıfatı veren) olan Allah, Sana en güzel sureti, en üstün ahlakı vermişti... Aslında bütün güzellikleri Kur'an'da toplamış, Seni de Onunla ahlaklandırmıştı... O nasıl bir ahlaktı
Ey Rasul! Temizlik, cömertlik, edep, haya, vefa, şefkat... Kısaca bir Müslümanı güzel kılan herşey mevcuttu Zatında...
Temizliğin bir başkaydı Ey Nebî...
Büyük önem verirdin temizliğe... Bunu Ümmetine de benimsetmek için "Temizliğe fazlasıyla önem veriniz. Allahu Teala, İslam dinini temizlik üzerine bina etmiştir. Cennete ancak temiz olanlar girecektir." buyurmuştun.
Cömertliğin bir başkaydı Ey Nebî...
Kapına geleni asla boş çevirmez " Ben dağıtıcıyım, veren Allah'tır."buyururdun. Misafirlerinin altlarına mübarek elbiselerini serecek kadar kerem sahibiydin. Huneyn Savaşı'nda elde edilen develer için Safvan İbni Ümeyye "Ne güzel develer!" deyince, "Öyleyse onlar senin olsun" deyip yüz deveyi Safvan'a bağışlamıştın. Bunun üzerine Safvan " Bu kadar cömertlik ancak peygamberlerde bulunur." diyerek Müslüman olmuştu.
Cesaretin bir başkaydı Ey Nebî...
Mekkeli müşrikler Seni davandan vazgeçirmek için çeşitli baskılar uygulamış, ölümle tehdit etmişlerdi... Ama sen hiç bir tehdite aldırış etmeden cesaretle tebliğine devam etmiştin...
Vefan bir başkaydı Ey Nebî...
Bir defasında Habeş hükümdarı Necaşi'nin gönderdiği elçilere bizzat kendin hizmet etmiştin. Sahabe Efendilerimizden bazıları "Ya Rasulullah! Biz hizmet edelim." dediklerinde Sen; " Bunlar Habeşistan'a hicret eden Ashabıma yer göstermişler ve ikramda bulunmuşlardı. Şimdi Ben de bunlara hizmet etmek isterim." buyurmuştun...
Şefkatin, merhametin bir başkaydı Ey Nebî...
Alemlere Rahmet olarak göndermişti Seni Rahman... Merhametin sadece insanlara değil, bitki ve hayvanlara da sonsuz idi... Mute Savaşı'na katılan İslam ordusuna hitaben: "Yüce Allahın adına sığınarak O'nun ve sizin düşmanlarınız ile savaşın... Fakat gideceğiniz
yerlerde dünyadan el etek çekmiş rahipler göreceksiniz... Onlara asla dokunmayın. Kadınlar ile çocuklara şefkatle davranın, hurma ağaçlarını kesmeyin, evleri yıkmayın" buyurmuştun...
Ahde Vefan bir başkaydı Ey Nebî...
"Verilen söz borçtur." diyerek ahde vefanın kul hakkı olduğunu belirtmiştin... "Ahdin yerine getirilmesi imandandır." diyerek Mü'minlerin vasfını belirtmiştin.. Bir gün Ebu'l Hamsa ile alışverişle ilgili bir konuda sözleşip buluşma günü tertiplemiştiniz... Ebu'l Hamsa unutmuştu buluşma gününü... 3gün sonra hatırlayıp buluşma yerine varmıştı... Ve Sen oradaydın...Onu gördüğünde "Delikanlı" demiştin... "Beni yordun, Üç günden beri seni burada bekliyorum." buyurmuştun...
Dürüstlüğün bir başkaydı Ey Nebî...
Çocukluğunda ve gençliğinde bile hiç yalan söylememiştin... 40 yaşına geldiğinde İlahi Emir doğrultusunda davana yönelmiştin...İnsanları Hak Dine davet için etrafına topladığında: "Ey Kureyş topluluğu!" demiştin... "Szie şu dağın arkasında düşman atlılarının gelmekte olduğunu söylesem Bana inanır mısınız?"... "Evet inanırız" demişti Kureyş... "Çünkü Sen hiç yalan söylemezsin, El-Emin'sin" demişlerdi...
Adaletin bir başkaydı Ey Nebî...
Dost ve düşman herkes için aynıydı adaletin... İslamın düşmanlarından yahudiler bile Senin adaletine güvenerek müşküllerini Sana hallettirirlerdi. Senin sözünü senet kabul ederlerdi. Birgün Beni Nadır ve Beni Kurayza yahudileri adam öldürme suçunun karşılığında verilecek cezayı tartışıyorlardı. Aylarca süren tartışma sonucu karar veremeyip Sana gelmişlerdi. Sen de " Nefse karşılık nefs." düsturunu önermiştin. Böylece meselelerini çözmüştün...
Ahlakın bir başkaydı Ey Nebî... Aslında herşyin bir başkaydı... Kabzedip kişiliklerimizi kişiliksizlikten Kur'an ahlakıyla, Senin ahlakınla kişiliğe bürünmek... Mü'minlik sıfatına hakkıyla erebilmek... "Ümmetimm!" dediğin topluluğun bir ferdi olabilmek...
Rabbim nasip eyle "Hüsn-ü Misâl'in hürmetine...